Akıllı bir Deli: Salvador Dali


Surrealist painter, Salvador Dali is seen in New York on Nov. 4, 1942. (AP Photo)

“Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu… Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için”

Salvador Dali 11Mayıs 1904’de Figueras’ın (İspanya’nın Kuzeyinde Pirienelere yakın bir kasaba) bir köyünde doğdu. 6 yaşındayken menenjitten ölen erkek kardeşinden 3 sene sonra dünyaya gelmişti.Yukarıda Salvador Dali’nin şahsından alınan sözler onun nasıl bir çocukluk psikolojisi geçirdiğinin prototipidir.  Ona koydukları isim; ölmüş kardeşinin ismiyle aynıydı: Salvador. Ressam bu kardeşine ikiz kadar benziyordu. Anne babasının yatak odasında Velazquez’in Çarmıhta İsa resmiyle birlikte asılı olan kardeşinin resminin yaşayan bir aynasıydı. Böylece Salvador Dali bir küçük despota dönüştü. Ailesinin dikkatini çekmek için yaptığı histeri krizleri, teatral hareketler alışılagelmiş şeylerdi. Uzun süre, onu fetheden kız kardeşi Ana Maria’nın doğumu bile onu düzeltmeye yetmedi. Aksine zaman geçtikçe farklılığını ifade etme isteği daha dayanılmaz hale geliyordu.

Hasta çocuk; 10 yaşında yaptığı ilk self-portresinin ismiydi. Bir süre sonra ilk resim kursuna başladı. Öğretmeni Juan Nunez iyi bir ressamdı; ondan karakalem çalışmayı öğrendi. Daha sonra Catalan empresyonist ve realistlerini tanıdı. Daha sonra Kübizm ve Juan Gris’i keşfetti.

20’li yılların başında Madrid San Fernando Akademisine başladı. Ancak anarşist hareketleri nedeniyle okuldan atıldı ve bir süre Girona’da tutuklu kaldı. (1923) Daha sonra tekrar okula kabul edilse bile 1926’da tamamen atıldı. Bunu takip eden yıl Paris’te Picasso’yla tanıştı. 10 yıl sonra Londra’da Stefan Zweig onu Sigmund Freud’a tanıttı. 1923’te Madrid’de Luis Bunuel ve Garcia Lorca ile tanıştı.O günlerde Avrupa’da Freudçular çok konuşulurdu, nitekim Salvador’u da tesiri altına aldılar. Bir tarafta ahlaki kuralları “pranga gibi” gören sanat camiası, öbür yanda “psikanalizasyon” takılan doktorlar. Bunlar çarpık ilişki adına akla gelecek her şeyi onaylar, gırtlaklarına kadar psikolojik karmaşıklığa batarlar. Göz ne görürse, gönül ona konar derler ya Dali de “abuk sabuk” resimler yapar. Kaldı ki yakın arkadaşları da sağlam papuç sayılmazlar, nitekim o da çizgi dışı bir adam olur çıkar. Saçlarını uzatır, dudaklarını boyar,Don Kişot gibi bıyık bırakır, gözlerini pörtlete pörtlete bakar ve aklını poşetlik resimlerle bozar.

Dali, deli midir değil midir bilmiyoruz ama kendisine “paronayak” dedirtmek için türlü türlü hareketler yaptığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Muhtemelen birçoğunuz da bizim gibi düşünüyordur. Ancak türlü delilikleri ve fevkalade hareketleri ile sanata adeta damgasını vurmuş bir şahsiyettir Salvador Dali. Reklamın iyisi kötüsü olmaz kuralından hareket ederek hayatını sanata adamış bir şahsiyet… Hayatının bir döneminde sinemaya da merak salmıştır ancak resim sanatında yakaladığı başarıyı bu alanda yakalayamamış ve çeşitli tepkiler ile karşılaşmıştır.“Hem monarşistim hem anarşist” sözüyle ünlenen Dali İspanya İç Savaşı’nda yurdundan kaçar. Irkçı olmadığı gibi Marksizmle de işi olmaz, esasen politikayı kansere benzetir ve burjuva gibi yaşar.Sürrealistlerin önde gelen isimlerinden olan Dali’nin hemen birçok tablosu mizah kokar.

Hareketli olan ve zamanlama gerektiren öğelerse kediler, su ve Dali’nin kendisidir. Halsman sayar, üçte asistanlar kedileri ve suyu fırlatır, Dali sıçrar ve Halsman deklanşöre basar. Mükemmel kareyi yakalamak için zamanlama çok önemlidir ancak biraz şansa da ihtiyaç olduğu açıktır. Asistanlar stüdyoyu temizleyip, kedileri kontrol altına almak ile uğraşırken Halsman karanlık odada sonucu kontrol eder ve yeniden denemek için döner. Doğru zamanlama ve kusursuz fotoğraf için defalarca aynı şeyler tekrarlanır. Halsman kitabında Dali Atomicus’u çekebilmek için 6 saat boyunca çalıştıklarını, 28 fırlatış gerçekleştirdiklerini anlatır ve kedilerin zarar görmediğini de ekler.

Life dergisi bu muhteşem fotoğrafa derhal iki sayfa yer ayırır. Ve tüm zamanların en ünlü, en çok basılan, en çok kopyalanan, hakkında en çok yazılan fotoğrafı haline gelir.

Dali bir şeyden korkmaz ölümden korktuğu kadar. Unutulup gitmektense acı ve ıstırap çekmeye razıdır, mezara koymasınlar da isterse bedenini doğrasınlar. Son olarak Salvador Dali, 23 Ocak 1989’da kalp yetmezliğinden ölür ve Figueres‘e kendi adını taşıyan müzenin mahzenine gömülmüştür. Salvador Dali’den geriye bize kalan sanat kokan o harika eserleri olmuştur.

Surrealist painter, Salvador Dali is seen in New York on Nov. 4, 1942. (AP Photo)

Beğendiniz mi? Öyleyse paylaşın!


Bu içeriğe tepki ver

çok iyi çok iyi
7
çok iyi
kötü kötü
0
kötü
iyi iyi
0
iyi
yok artık yok artık
0
yok artık

0 Comments

Yorum Yapın

shares