Dünya’nın En Tuhaf ve En İlginç Yerleri


Yeryüzü dediğimiz şu güzelim dünyamızda ne kadar ilginç ve bir o kadar tuhaf yer var. Bazıları o denli enteresan oluşumlarla karşımıza çıkıyor ki; öyle bir yerin gerçek olabileceğinden dahi şüphelenebiliyoruz. Görülmesi gereken ilginç ve tuhaf yerler başlıklı bu uzun yazımızı sıkılmadan okuyacağınıza eminiz çünkü bu yerler gerek coğrafi özellikleri, gerek jeolojik oluşumları veya tarihi hikayeleriyle insanların bugün bile gitmek için tercih ettiği destinasyonların başında geliyor.

Lake Hillier- Pembe Göl / Avusturalya’nın Batısı

Listemizin en başında Lake Hiller ya da daha çok bilinen adıyla Pembe göl var. Pembe göl olur mu, mutlaka photoshop tekniği ile bu görüntü, ilgi çekmesi amacıyla yaratılmıştır diyebilirsiniz ama gerçekten de, Avusturalya’nın batısında bulunan bu göl pembe. 1802 senesinde Avusturalya’nın batısında keşfedilen Lake Hiller /Pembe Göl, insanların haklı olarak, rengi ve yapısıyla çok ilgisini çekiyor.

Peki, neden gölün rengi pembe?

Uzmanlar bu gölün renginin pembe olmasının, gölün derin kısımlarında bulunan bakterilerin ve suyun aşırı tuzlu yapısının etkileşimiyle oluştuğunu rapor ediyorlar. Okyanusa kıyısı olan Pembe Göl/ Lake Hiller’ın uzunluğu: yaklaşık 600 metre civarı.

 

Spotted Lake – Benekli Göl / Kanada

Bir başka ilgi çekici doğal güzellik; Spotted Lake yani Benekli Göl. Kanada Britanya Kolumbiyasında bulunan bu göle, yerli halkın(Okanagan /Syilx) saygısı çok büyüktür. Yerli halk bu bölgeyi ve elbette gölü kutsal bir yer olarak görüyor. Bu göle yerli halk, Kliluk adını vermiş. Asırlardır saygı duyulan bu göl, yerli halkın sağlığını olumlu yönde etkilemiş ve günümüzde de bu görüş desteklenmiştir. Spotted Lake, Benekli göl, hakikaten de estetik görüntüsünün yanı sıra tıbbi olarak da şifa veren bir etkiye sahip.

Spotted Lake, Benekli göl nasıl böyle görünüyor?

Yazın buharlaşan su ardında mineral dolu küçük küçük su birikintileri oluşturarak harika bir görüntü bahşediyor. Sülfat, magnezyum, sodyum içeren küçük gölcükler, tamamen doğal yolla, buharlaşarak yeşilden maviye geçiş gösteren renklerle insanların göz zevkine hitap ediyor.

Hükümet Gölü satın alıyor:

O kadar ilgi çeken ve özel bir yer ki, Benekli göl, Kanada hükümeti 2001 yılında bu yeri satın alıyor yerlilerden. Amaç: bu yerin daha iyi bakılması, gelecek kuşaklara geçirilmesi ve elbette herkesin sağlıklı sularından faydalanmasıydı.

 

Cam Kumsal- Glass Beach / Birleşik Devletler Kaliforniya

MacKerricher Eyalet Parkı’nın güney sahilinde bulunan Cam Kumsal- Glass Beach, bir kumsalda görmeyi beklemediğimiz, renk renk camların oluşturduğu muazzam bir görüntüye sahiptir ve adını bu kumsalı yaratan camlardan almaktadır.

Çöpten harika bir kumsala dönüşüm:

Bu müthiş görünümlü cam kumsalın, gözlere hitap eden estetik kaynağının aslında atıklar ve bildiğiniz çöpten meydana geldiğine inanır mıydınız? Evet. Yanlış okumadınız. O gördüğünüz pürüzsüz, renkli camlar, bu bölgeye atılan çöplerin ve özellikle cam kırıklarının bir eseri! Elbette doğa ananın gönderdiği rüzgârlar ve dalgalar, bu atıkları aşındırmıştır. Çok uzun zamanlar içinde gelişen aşındırmalar sonucu karşımıza bu Cam Kumsal çıkar ve tüm görkemiyle gözlerimizi kamaştırır. Bu güzelliğe bakarken, doğayı her hareketiyle mahvetmeye çalışan insanlara, doğa tarafından verilmiş cevabı çok açık görebiliriz. Elbette doğanın kendisini mahvetmek isteyenlere verdiği cevap, her zaman böyle güzel eserlerle oluşmuyor malumunuz.

 

Arve Rhone Nehirleri ve Birbirine Karışmayan Suları / İsviçre

Farklı kaynaklardan doğan ama yan yana giden suların birbirine karışmadan ilerlemesi ve insanları görünümleriyle büyülemesinden bahsettiğimizde sanırız, İsviçre’de bulunan Rhone ve Arve nehirlerinden söz ettiğimizi anlarsınız.

Nasıl sular birbirine karışmıyor?

İki nehrin resimlerine baktığımızda renginden de anlaşılacağı üzere, sular farklı yapılara sahip olmasıyla birbirleriyle yan yana arkadaşlık eder gibi gidiyor görünür ama kesinlikle birbirlerine karışmaz. Çünkü Arve, vadilerden geçerken buzullardan da parçalar alır bünyesine, bununla beraber silt yani bir tür kumla kendi su yapısını değiştiren Arve diğer suya karışmaz ve bize de onların ihtişamlı güzelliğini seyretmek kalır.

 

Suların Kapladığı Doğal Su Parkı – Green Lake / Avusturya.

Banklarında oturduğunuz, içinde gezdiğiniz parkı, yılın belli dönemlerinde, birde yürüyerek değil ama yüzerek gezebileceğinizi söylesek ne dersiniz? Bir dönem oturduğunuz park banklarını, gölgesinde dinlendiğiniz ağaçları su altında görmek muhteşem ve sıra dışı bir deneyim olmalı. Her yıl su altında kalan Green Lake parkı işte böyle olağan üstü bir yer. Her yıl oraya giden ve parkta yüzen, evet doğru duydunuz, parkta yüzen çok sayıda turist bulunmaktadır.

Park neden sular altında kalıyor?

Green Lake dağların arasındadır ve bu dağların karları eridiğinde, park erimiş suların altında kalır. Su çok derin değildir ama dalgıç kıyafetleriyle içinde yüzmenize olanak sağlar. Her yıl buraya gelen turistler, sihirli bir masal ülkesinde gezinmiş hissiyle dolduklarını söylemektedir.

 

Mano Del Desierto – Çöldeki El / Şili

Yazımız bu bölümünde dünyamızın görülesi tuhaf ve ilginç yerlerinden, ‘’tuhaf’’ kelimesinin altını biraz daha kalın çizerek, yönümüzü o tarafa döndürüyor, hem ilginç hem de tuhaf eser ve yerlere dikkatinizi çekmek istiyoruz.

İşte bu kriterlere uyan, tuhaf olmakla beraber sanat kaygısıyla yapılan bir eserden bahsediyoruz bu bölümde. Mano del desierto yani Çöldeki El, tam da bu isteğimizi karşılayacak bir yapıt. Şili- Atamaca çölünde bulunan bu garip eser, Mario. I. Antofagasta adlı sanatçı tarafından 80’li yıllarda kotarılmış bir eserdir.

Bu tuhaf eser ne amaçla yapılmış?

Çölün ıssızlığında, sanki toprağın içinden çıkmaya çalışan bir devin elini anımsatan bu el, görenlerin yüreğini sızlatırken, çöl gibi bir ortamda olmasıyla da tedirgin edici bir özelliğe sahip. Çimento ve demir karışımıyla meydana getirilen bu el, Şilinin despotlukla yönetildiği, acı dolu yıllarına yapılan bir atıftır aslında. Amacı: İnsan haklarına dikkat çekmektir. Böylesi önemli ve zaman zaman ihlal edilen konuya dikkat çekmek isteyen sanatçı, eserini çölün ortasına yapmasıyla, insanlarda derin bir etki bırakmak istemiştir.

 

Devil’s Bridge – Şeytan Köprüsü / Rakotzbrücke – Almanya


Almanya’da Kromlauer milli parkında bulunan bu köprüyü daha görür görmez, onda bir tuhaflık olduğunu sezinliyor ve üzerinizden geçen bir ürpertiyle titriyorsunuz. Zaten adı Şeytan Köprüsü olan bir yapının bu tarz tesirlerinin olması son derece doğal.

Devil’s Bridge- Şeytan köprüsü görünümü suya vurduğunda sizde bu köprünün tam bir daire şeklinde olduğu intibaını yaratıyor. Köprü sadece suyun üstünde değil de aynı zamanda suyun altında da varmış gibi bir tür illüzyona sebep oluyor ve algınızla oynuyor. Gerçekten burayı şeytan mı yapmış orası bilinmez ama kemerli ve ince köprünün adeta bir sanat eserine benzer ihtişamının boğazları kurutan etkisi gerçek. Devil's Bridge- Şeytan Köprüsü aslında 1860 yılında, kentin asil bir şövalyesi tarafından, özel olarak inşa ettirilmiş. Niçin bu şekilde yapıldığı tam olarak bilinmiyorsa da, benzer yapıların olsa olsa şeytan ya da iblislerin yapmış olabileceğine inanan halk, ona bu adı vermeyi uygun görmüş.

Devil’s Bridge – Şeytan Köprüsü, Kromlauer milli parkında nefes kesici endamıyla seyredilebiliyor olmasına karşın, üstüne çıkılması, zarar görebilir gerekçesiyle yasak.

 

Paris Yeraltı Mezarlığı – Paris Catacomb

On milyondan fazla insanın yaşadığı ve son derece prestijli şehirlerden biri olarak addedilen Paris’in altında, eski taş ocaklarının, millerce uzunlukta tünel duvarlarının ölen insanların kemikleriyle kaplanan bir ağ meydana getirdiğini söylesek, pek inanası gelmez insanların fakat bu bir gerçek. Paris şehrinin yer altında, hikâyesi uzun yıllar öncesine dayanan toplu mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarlığın kökenleri, Paris kenti yakınlarındaki kireç taşı ocaklarından beslenmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde bu kireç taşı yatakları, şehrin gelişmesine ve inşaat malzemeleri yapımın çoğalmasına vesile olmuştu. Zaman içerisinde kireç taşı yatakları az da olsa, mezarlık olarak hizmet vermiştir şehir halkına.(18. Yüzyıl)

Fakat halkın mezarlarını uygun olmayan yerlere yapması ve ölüleri sakıncalı alanlara defnetmesi, ahalide tedirginlik yaratmaya başlamıştı. Bulaşıcı hastalıklardan korkan şehir sakinleri, dönemin yönetici ve kurumlarına bildirmişti şikâyetlerini. Ölülere saygısızlık olur diye hiçbir şey yapmayan yönetim, korkunç bir fırtına sonrası mezarlıkların sağa sola saçılmasıyla, bir karar almak zorunda kaldı ve eskiden kireç taşı ocağı olarak kullanılan bu yeri kutsayarak, bugün adına, Paris yer altı mezarı, dediğimiz yere dönüştürdüler.

Burası 350 kilometre alanı kapsar. Halka açıktır fakat bazı bölümlerine girilmesi can güvenliği sebebiyle yasaklanmıştır. Bu bölgede kafeler yapılmıştır, her sene binlerce turist burayı ziyarete gelir.

 

Hoia Baciu Ormanı –Romanya

Yazımızın bu son bölümünde tuhaflık çıtasını biraz daha yükseltiyor ve dünyada artık bir fenomen haline gelen, Romanya’da bulunan Hoia Baciu Ormanından söz etmek istiyoruz.

Hoia Baciu Ormanı neden bir fenomen haline gelmiştir?

Sık ormanlar bazı insanlarda, doğal güzellik algısını oluştursa da, bazı insanlarda tedirginliğe yol açabilir. İşte Hoia Baciu Ormanı tam da böyle ormanlardan biri ve kendisine ‘’Bermuda Şeytan üçgeni ormanı da’’
denilmektedir. Çünkü burada çok fazla insan kaybolmuş adeta sırra kadem basmıştır. Ufolar dâhil bazı paranormal varlıkların göründüğü iddia edilen ormanda çekilmiş fotoğraflarda onun tekinsiz bir yer, hatta denildiği gibi, ‘’Bermuda Şeytan Üçgeni ormanı’’ adını almasına neden olmuştur.

Bu orman öyle ilgi çekmiştir ki; ünlü Hollywood starlarından Nicolas Cage, yakınlarda çekilen film setinden kalkıp burayı incelemeye gelmiştir. Ormanın içindeki bazı ağaç şekillerinin bile ürkütücü olduğu bu yerin lanetli olduğuna inanılmaktadır. Burada katledilen bazı köylülerin bu lanete sebep olduğu, yerli halk tarafından söylenegelmektedir.

Günümüzde, bu ormanı ziyaret edecek kadar cesur olanlar, gezi sonrasında, uykusuzluk, mide bulantısı ve migren ağrıları çektiklerini belirtmişlerdir. Ormanda ne olup bittiğini anlamak için getirilen özel cihazlar açıklanamaz bir şekilde bozulmaktadır. BBC kanalı ve bazı turizm dergileri bile bu ormanın tuhaflıklarından söz ederek, insanları uyaran yayınlar yapmaya devam ediyor.

Beğendiniz mi? Öyleyse paylaşın!


Bu içeriğe tepki ver

çok iyi çok iyi
0
çok iyi
kötü kötü
0
kötü
iyi iyi
0
iyi
yok artık yok artık
0
yok artık

0 Comments

Yorum Yapın

shares