Gizemli Paskalya Adası ve Moai Heykelleri


Dünya üzerinde genel olarak bulunan birçok eserin nasıl ve kimler tarafından yapıldığına dair ortak görüşler ve bilimsel sonuçlar bulunmaktadır. Fakat bu kesinlik her eser için geçerliliğini korumaz. Bu bakımdan halen daha büyük bir gizem oluşturan Moai Heykelleri de hakkında farklı teoriler ve net bir yanıt bulunamayan eserler arasındadır. Yaklaşık olarak 300 yıl önce Alman vatandaşı olan denizci ve kaşif Carl Friedrich Behrens tarafından Paskalya Adası’nda keşfedilen Moai Heykelleri halen daha oldukça büyük bir gizem oluşturuyor. Son yıllarda Paskalya Adası’nda yapılan çalışmalarla birlikte 800’den fazla heykel kayıtlara geçirilip incelense de ada üzerinde 1000’nin üzerinde heykelin olduğu bilinmekte.

Moai Heykelleri ile dünya üzerinde diğer keşfedilen heykeller arasındaki en büyük fark olağanüstü uzunlukları ve ağırlıklarıdır. İlk olarak heykeller arasındaki en uzun olan heykelin ismi Paro’dur. Uzunluğu 10 metreyi bulan Paro’nun ağırlığı ise 82 tondur. Adada bulunan en ağır heykel ise 86 ton civarında bir ağırlığa sahiptir. Üstelik yarım kalmış halde bulunan heykelin belirtilen tanımlamalara göre tamamlanmış hali yüksek ihtimalle 20 metreden fazla ve 270 ton civarında bir ağırlığa sahip olurdu. Dinsel olarak tam anlamlarının çözülemediği heykeller genel olarak hasat dönemlerinde etraflarına ilk hasatlar çevrilerek anılılardı. Heykellerin yaşı hakkında halen daha kesin bir bilgi olmamasına rağmen 1500 yılından daha yaşlı olmadıkları kesinlik kazanmıştır.

Heykellerin bulunduğu tarihten itibarin nasıl yapıldığı ve kimler tarafından yapıldığı büyük tartışmalara ve fikir ayrılıklarına neden olmuştur. En basit sorular hakkında bile net bir yanıt bulunamamıştır. Bu sorulardan birine örnek vermek gerekirse Moai Heykelleri deniz kıyısına nasıl getirildiğidir? Bazıları 80 tondan ağır olan heykeller gerçekten de nasıl taşınmıştır?

Heykellerin Yapısı

Moai heykelleri yapısı itibariyle düz zeminde öncelikle belirgin hatlar çizilip ardından yontulmayla beraber ana heykel ortaya çıkarılmıştır. Eklemelerle birlikte birbirlerine oturtulan baş ve gövdelerin eklemelerinin oturulması tarzından dolayı farklı teoriler bulunmaktadır. Kesim tarzı ve heykellerin birleştirilme şekillerine göre yakın bölgelerdeki taş kesimindeki ustalıklarına örnekler sunmaktadır ve heykellerin büyüklüğü ve denize bakmasından dolayı bu bölgelerden sürülen kişiler tarafından özür ve geri çağırılma amacıyla yapılmıştır. Bu kadar büyük olmasının sebebi de uzaktan görülmesi içindir. Fakat çok fazla destek bulamayan bu teorinin arından heykellerin yapılış üslubunun nasıl bu kadar benzediği sorusuna cevap olarak tarih öncesi insan kültürlerinin varlığı öne sürülmüştür bu kültür teorileri daha fazla destek bulmuş ve önemsenmişse de halen daha net bir bilgi yoktur. Yüz yapılarına gelince daha çok durgun yüz hatlarına sahip heykeller gizemli ve farklı bir gururun izlerini taşıyan bir izlenimle karşımıza çıkmaktadır.

Baş ve gövde arasında aşırı oran farkı da bilinmesi gereken diğer bir gerçektir. Kalın ve ağır kaşlara sahip olan heykellerin burunları genel olarak uzundur. Bazı heykellerin kalça ve sırt bölgelerinde kuşak ve halka şeklinde motiflerde göze çarpmıştır. Genel olarak bacakların olmadığı heykellerin tek istisnası diz üstüne çökmüş olan Moai heykelidir.

Paskalya Adası

Paskalya adasının diğer adalardan ayıran en belirgin özellik dünya üzerinden yerleşim yerlerine en uzak ada olmasıdır. Şu an bağlı olduğu Şili’ye dahi 3700 KM uzaklıkta olan ada ayrıca Tahiti’ye de 4000 KM uzaklıktadır.

Ada halkı üzerinde yapılan en kayda değer teori ise ada halkının binlerce yıl önce buraya taşındığı ve nüfus sayılarının artmasında dolayı doğal kaynakların, suların ve ormanların azalması ayrıca klan savaşlarının artması yüzünden ve son olarak da Avrupa halkları ile birlikte gelen hastalıklarla ada halkının yok olduğudur.

Beğendiniz mi? Öyleyse paylaşın!


Bu içeriğe tepki ver

çok iyi çok iyi
0
çok iyi
kötü kötü
0
kötü
iyi iyi
0
iyi
yok artık yok artık
0
yok artık

0 Comments

Yorum Yapın

shares